Haberler:

www.canlitvizleyiniz.com

Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
Forum / Do you want cheap and innovative advertising for little money?
« Son İleti Gönderen: Pythagorean 25 Nisan 2019, 18:47:23 »
Hello!  canlitvizleyiniz.com
 
We make available
 
Sending your business proposition through the Contact us form which can be found on the sites in the contact partition. Feedback forms are filled in by our software and the captcha is solved. The profit of this method is that messages sent through feedback forms are whitelisted. This method improve the probability that your message will be open. Mailing is done in the same way as you received this message.
Your  commercial proposal will be read by millions of site administrators and those who have access to the sites!
 
The cost of sending 1 million messages is $ 49 instead of $ 99. (you can select any country or country domain)
All USA - (10 million messages sent) - $399 instead of $699
All Europe (7 million messages sent)- $ 299 instead of $599
All sites in the world (25 million messages sent) - $499 instead of $999
 
 
Discounts are valid until April 30.
Feedback and warranty!
Delivery report!
In the process of sending messages we don't break the rules GDRP.
 
This message is automatically generated to use our contacts for communication.
 
 
 
Contact us.
Telegram - @FeedbackFormEU
Skype – FeedbackForm2019
Email - FeedbackForm@make-success.info
https://make-success.info
 
All the best
2
Forum / Windows 10 Pro Türkçe ISO Dosyası İndirme
« Son İleti Gönderen: mtnndr 05 Mart 2019, 23:40:50 »



Windows 10 Pro Türkçe İndir (ISO Dosyası)

Microsoft tarafından geliştirilen Windows işletim sistemi kullanıcıları en son Windows sürümlerini kullanabilmek için Windows 10 işletim sistemini yüklemek istiyor. Piyasaya sürülen en son Windows sürümleriyle güvenlik açıkları kapatılarak, yeni özellikler sisteme entegre ediliyor.  Böylece daha güvenli ve rahat bir kullanıcı deneyimine sahip olma fırsatı bulan bilgisayar kullanıcıları Windows’un en son sürümü olan Windows 10’un en stabil ve kullanışlı sürümü olan Windows 10 Pro kullanmayı tercih ediyor.

Windows 10 Pro Türkçe ISO dosyasını, Microsoft’un resmi internet sitesinden indirerek bilgisayarınıza kurulum işlemini gerçekleştirebilirsiniz. Windows 10 Pro Türkçe ISO dosyasını birçok internet sitesi ve paylaşım ağlarında bulabilirsiniz. Ancak bulduğunuz herhangi bir ISO dosyasını indirip kurmak size sadece büyük bir risk altında olduğunuzun sinyalini verir. Çünkü bu Windows sürümlerinin içerisine gizlenmiş virüs programları ile bilgisayarınızdan verileriniz çalınabilir hatta bilgisayarınız bir daha çalışmaz hale bile gelebilir. Özellikle son zamanlarda Android platformuna Play Store gibi bir market üzerinden giriş yapmayı başaran, ilk olarak Windows işletim sistemleri üzerinde rastlanan Clipper virüsünün yarattığı tehlike böyle bir hataya düşmemeniz için size yeterli sebep olacaktır. Bu yüzden bilgisayarınıza format atmak istediğinizde ya da bilgisayarınızın Windows sürümünü yükseltmek istediğinizde, Windows işletim sisteminin geliştiricisi olan Microsoft’un resmi internet sitesi üzerinden gerekli olan dosyaları indirerek kurulum yapmanızı şiddetle vurguluyoruz.
 
Microsoft Ekim 2018’de yaptığı güncelleştirmelerle Windows 10 sürümlerine birçok yenilik getirmeyi başarmıştır. Bulut pano kullanımı sayesinde bilgisayarlar arasında görüntü ve metin kopyalama ve yapıştırma işlemi kullanıcılar tarafından oldukça ilgi görmesine rağmen bize en büyük yeniliği Android kullanıcıları için getirdiğini düşünmekteyiz. Android telefonlara PC üzerinden erişimi sağlayan Microsoft, Windows 10 sürümlerinde Android telefonlarınızda ki fotoğraflarınıza PC’den erişim ve bilgisayar üzerinden Android kısa mesajlar gönderme gibi önemli özellikleri kullanıcıların deneyimine sunmuştur. Ayrıca Android ve PC’nizin tam bir senkronizasyonu üzerine önemli adımlar atmayı da bu güncelleştirme sayesinde başarmıştır.

Şimdi Windows 10 Pro Türkçe ISO Dosyasını nasıl indireceğimizi inceleyelim. Öncelikle aşağıda sizinle paylaştığım link üzerinden Microsoft resmi internet sitesi Windows 10 yazılım sürümleri indirme sayfasına giriyoruz.

https://www.microsoft.com/tr-tr/software-download/windows10

Karşımıza aşağıda sizinle paylaştığım gibi bir ekran görüntüsü gelecektir. Şimdi adım adım anlatım için yazımızın devamını okumaya devam edin.

Not: Anlatılanları dikkatli ve doğru bir şekilde uygulayarak ilerlemeniz doğru sonuçlar almanız bakımından önemlidir.

Adım 1-) Microsoft resmi internet sitesi yazılım indirme ekranını açıyoruz.



Adım 2-) Microsoft Yazılım indirme sayfasında F12’ye basarak aşağıdaki ekran görünümünü elde ediyoruz.



Adım 3-) Karşımıza çıkan bu ekranda CTRL+SHİFT+M üçlü tuş kombinasyonunu yapıyoruz. Yada resimde gösterdiğim “Toogle Device Toolbar” simgesinin üzerine tıklıyoruz. Ardından adres çubuğu üzerine sol tıkla tıklıyoruz ve “Enter” tuşuna basarak sayfayı yeniden yüklüyoruz. Karşımıza aşağıdaki gibi bir ekran geliyor.



Adım 4-) Karşımıza gelen bu ekranda Windows 10 Home ve Windows 10 Pro için geçerli olan Windows sürümünü seçiyoruz. En son sürüm olan Ekim 2018 sürümünü seçiyoruz ( Windows 10 October 2018 Uptade seçeneğinin altındaki sürüm) . Seçim işleminden sonra onayla kutucuğuna basarak dil seçimine geçiyoruz.



Adım 5-) Ürünümüzü kullanmak istediğimiz dil seçimini yaparak aşağıdaki onayla kutucuğuna basıyoruz.



Adım 6-) Karşımıza Windows tarafından 24 saatlik süre boyunca geçerli olan 32bit ve 64bit indirme linkleri çıkıyor. Buradan bilgisayarımızın desteklediği sürümü indirme işlemini gerçekleştiriyoruz.



Kurulum esnasında karşınıza 6 adet Windows sürümü çıkacaktır. Buradan Windows 10 Pro seçeneğini seçerek kurulama başlayabilirsiniz.
3
Forum / Tanrı’nın Evi Beyindir.
« Son İleti Gönderen: melih demirtaş 05 Mart 2019, 18:12:49 »



Tanrı kimdir? Nerededir? Ve Nasıl Var oldu? İnsanoğlu binlerce sene bu sorunun cevabını bulmak için bir çok yol denedi. Bu soruya kendi kafasında bulduğu ve bir süre sonra kendi kafasında oluşturduğu bazı kavramlara tapınmaya başladı. Arkeolojik kazıla da birçok inanış ve tanrı olduğu meydana çıkmıştır. Unutmayalım ki her inanışa göre kendi inancı yüzde yüz doğrudur.
İnsanlık şöyle etrafına baktı. İlk kendinden güçlü hayvanları gördü ve de onlara tanrı dedi. Sonra baktı ki, hayvanlarda ne kadar güçlü olursa olsunlar ya da farklı cins tarafından öldürülüyor ya da başka şekillerde tabiat gereği ölüyorlardı.
İnsan da bu defa şu şekilde düşündü; Beni yaratan ile bunları yaratan aynı şey değilse bile özellikle beni yaratan bu şekilde ölmemeli dedi. Bu defa toprağı görüyor ve diyor ki, bütün ölenler toprakta kalıyor ve de bize bütün yiyecekleri toprak sağlıyor o halde tanrı topraktır dedi. Bir süre sonra yanardağ patlamaları oluyor ve insanın düşüncesi değişiyordu.  Beni yaratan tanrı yanmamalı ama toprak benim tanrım olamaz. Toprağı lavlarla yakan yanardağa tapınmaya başlıyorlar. Kurbanlar ve adaklar adarcasına. Sonra bir yağmur başlıyor daha sonra fırtına. Yanardağlar ve volkanlar sönüyordu. İnsan fikrini tekrar değiştirmişti.
Yıldırımların gücüne hayretler içerisinde bakan insanoğlu kendi beyninde “bunu yapan bir tanrı olmalı” diye düşünüyordu. Ve adına ZEUS diyordu. Yıllarca birçok mitolojik hikâyede tanrılar insanüstü ve doğaüstü canlı olarak tanımlandı. Bütün bunlar insanoğlunun çevresindekileri kavrama, düşünme ve anlama amaçlı ürettiği tabulardır.
İlk insana bir mantık yürütüp Adem ve Havva’yı bulan insan. Yıllarca farklı farklı dinlerde farklı tanrılara inanmışlardır.
Yıllarca hızlı şekilde gelişen bilim bir çok tanrıya bilimsel açıklamalar getirerek bu tanrının tanrılık vasfını elinden almıştır. Tanrı var mıdır? Yoksa bütün bunlar teknolojinin yetersizliğinden ulaşamadığımız doğal olaylar mıdır? Bilemiyorum ama şu bir gerçektir ki. Tanrı eğer varsa, o tanrı insan beyninden başka hiçbir yerde bu kadar rahat yaşayamaz. Bu günlük yazımız bu kadar iyi günler

4
Forum / Hırs ve Kibir
« Son İleti Gönderen: melih demirtaş 05 Mart 2019, 16:48:28 »



Hırs ve kibir bir çok kişinin farkında olmadan ya da farkında olduğu halde davranışlarına yansıtarak yanında gezdirdiği 2 amansız düşman gibidir. Psikolojik notlara baktığımızda daha çok eğitimsiz ve kültürü daha düşük toplumlarda parası ve de sahip olduğu maddi ve manevi olanaklarla kendi yaşamış olduğu toplum içerisinde sivrilen insanlarda (kişilerde) gözlemlenir. Peki, hırs ve de kibir neden biz insanlara (kişilere) düşmandır? Aslında bunun bir çok cevabı vardır ancak bu 2 düşman sadece bir insanlara değil çevremizdeki canlılara da (hayvan ve bitkiler)  zarar vermektedir. Mesela, bir kasap daha da fazla para kazanma hırsı ile daha fazla talep çekme doğrultusunda girdiği kampanyalar ile daha fazla hayvanın ölümüne yol açabilmektedir. Başka bir örnekle daha fazla para kazanmak için bir çiçekçi daha fazla bitkiyi öldürebiliyor. Bu gezegende yaşamamızın bazı kuralları olduğu açık ve net bir şekilde olarak ortadadır. Kendi yaşamsal faaliyetlerimiz ve bu yaşamsal faaliyetlerimizin standartların üzerine çıkarmaya çalıştığımız zaman biz insanlar ve doğada bulunan bütün canlılar için büyük tehlikeler taşımaktadırlar.
İnsanlar inanılmaz derecede hırslı olabiliyorken, öyle ki insan kendiside dâhil sayısızca canlının (hayvan ve bitkinin)  yaşam alanlarını daraltıp yaşamlarını sonlandırabiliyoruz. Peki, hırsı oluşturan en büyük etkenler nelerdir?
Değerli okurlarım hırsı oluşturan en büyük etken her zaman olduğu gibi insandaki “daha fazlasının olması” mantığı ve düşüncesidir. Bu düşüncenin ve bu mantığımızın önüne geçebiliyorsak işte o zaman gerçekten medeni ve uygar bir bir toplum olmuşuz demektir.
Kibir için öncelik ile şunu belirtmek isterim insandaki hırstan ve cehaletten beslenen ve sonuçları bazen ölüme kadar gidebilen davranış ve bir düşünce şeklidir. Kendini yaşadığı toplumdan üstün görmek ya da toplumdaki belirli kişilerden daha üst düzey de görme halidir. Kibir hırsla doğar ve cehalet ile yoluna devam eder.
Eğitim sisteminin neredeyse %55’ıini oluşturan aile faktörünün sağladığı eğitim üst seviyesi bir çok alanda toplumumuzda fiyaskoya dönüşmüştür. Kadınların hor görülmesi bunlardan yalnızca bir tanesidir olmaktadır. Aslında bebek doğumundan dokuz yaşına kadar aileden örnekler alarak kendisini besler, hırs ve kibir hatta cehalet bile bu yaşlarda başlamaktadır. Anne öğrenirse öğrendiğini çocuğuna öğretebilir. Bir toplumu bitirmenin en keskin yolu kadınların eğitim almalarının önüne geçmek. Şu anda ülkemizde bu plan ve de düşünce sistemi uygulanmaktadır. Ülkemiz de hızla cahil ve kibirli bireyler yetiştirilmektedir, çünkü kadınlarımız yıllarca “kız çocukları okutulmaz günahtır” gibi safsatalarla aldatılmıştır ve yobazlaştırılmıştır. Kadın kendisi cahil ne öğretsin çocuğuna, çocuğu cahil ne öğretsin evladına. Bu sistem bu şekilde sürdüğü sürece toplum ve insanlık hiçbir şekilde gelişmez.
Peki, toplumun ve insanların gelişmesi için ne yapmalıyız? Bunun iki büyük adımı var, ilk adım başınızdaki cahil siyasetçileri def edeceksiniz. Daha sonraki adım ise çocuklarınızı kız ya da erkek ayrımı gözetmeden bilim ve sanat yönlendireceksiniz. Karakterleri oturmamış ve her izlediği sinema ya da diziye göre karakteri şekil değiştiren insanlar, dünyanın en tehlikeli ve en kötü insanlarıdır. Bu tür bireyler ve insanlar kendilerinden önceki kuşak gibi cahil, kibirli ve hırslıdır, çünkü o tür insanlar sadece ailelerini taklit ederler.

5
Forum / Aşk Yakınlaşma İster
« Son İleti Gönderen: melih demirtaş 05 Mart 2019, 15:59:40 »


Merhaba değerli okurlarımız, bu makalemizde sizlere aşkın kimyası ve de gereksinimlerinden anlatmak istiyoruz. Aslında aşkı özlerken o içimizde ki çağlayan duyguları, gördüğümüz renkleri daha da bir renkli oluşunu, çektiğimiz nefesimizin daha bir içimize sindiğini hissetmeyi özlemiyor muyuz?  Gerçekten de yaşamı hissettiğimiz için seviyoruz aslında aşkı, biraz da cesaret edip ona yaklaşamıyoruz. Yaşanması anları teğet geçerek uzaklaşıyor. Alıştığımız sıradanlıktan, kontrolü yitirmekten korkmaktayız belki de…
Tabii ki kaçmak için de binlerce neden sıralamak mümkündür. Fakat bazen de ne yapsak kaçamıyoruz. Peki, o kadar insanlar arasından neden o kişiye çekiliyoruz? İki kişi arasında gerçekleşen etkileşimin asıl kaynağı nedir? Bu çekim nasıl oluyor? Mevsimin ve de hava sıcaklığının etkisi ne oranda etkili? Neden o kişiye çekiliyoruz mıknatıs gibi? Aslında bunlar gibi bir çok soruyu da bu şekilde sıralayabiliriz.
Aslında sanırım bu konu tamamen evrensel yasalarla açıklanabilir. Fakat konuya mutlaka bilimsel bir açıklama getirmek gerekir ise, uzmanlar aşkın bir kimyası ve simyası olduğundan söz ediyor. Yani bildiğiniz fizik- kimya- biyoloji! 2 insan karşılaşıyor, bu 2 insanın vücut kimyasında bazı değişimler gerçekleşiyor ve de sonuçta 2 insan birbirine çekiliyor. Karşılaşılan an itibariyle karar aşaması 85 saniye ile 5 dakika içinde gerçekleşiyor!
Aşk…
Üstelik yapılan araştırmalar gösteriyor ki etkinin yüzde 49’i vücut dilinizle, yüzde 39’u sesinizin tonuyla ve sadece yüzde 8’zi onunla konuşurken seçtiğiniz kelimelerle ilgilidir!
Aşıkların zamanının yüzde 85 ı aşık oldukları kişiyi düşünmekle geçiriyor. O sırada vücutta müthiş bir kimyasal değişim yaşanıyor. Dopamin, noradrenalin ve phenylethylamin hormonlarının vücutta daha çok salgılanmasıyla el içleri ısınıyor ya da terliyor, tansiyon ve de nabız yükselmektedir. Aşık olanların iştahının kesilmesinin, uykusuzluk çekmesinin, hiper aktif olmasının, konsantrasyon problemi yaşamasının sorunlarının sebebi aslında vücudun ürettiği ekstra hormonlardır!
Ancak tüm bu olan etkenlerin dışında çok önemli olan bir konu daha var: Tıpkı parmak izi gibi sadece aşık olduğumuz kişiye ait o benzersiz kokudur! Bern Üniversitesi’nden Claus Wedekind tarafından yapılan araştırmaya göre kişi karşı cinste, sadece o kadına ya da erkeğe ait olan DNA kokusunu ayırt ediyor, duyuyor, etkileniyor ve tarifsiz bir çekim hissediyor. Yani aşk için ilk kıvılcım bu şekilde etkilemiş oluyor. Böylece etkileşim içindeki çift, daha farkına bile varmadan, kokuları birbirine karışarak dans etmeye başlıyor…
Tanrı’nın insanlara tanıdığı en büyük güçlerden birisi diyebiliriz. Çünkü insanı belli başlı konularda yaydan fırlamış ok gibi hedefe doğru ilerletiyor. Hedefine sabitlenen insanlar (kişiler) güçlü bireylerdir. Ancak şunu söylemem gerekiyor. Birinden hoşlanıyorsanız aşk size daha yakındır. Sert Sedef katmanlı kabuklarınız dan kurtulmanızı ve bir miktar kendinizi dinlemenizi öneririz. Çünkü yakınlaşmadan aşk olmadığı gibi, aşk olmadan da yakınlaşma pek mümkün gibi görünmüyor. Tolerans şarttır. Bu gün ki yazımız bu kadar iyi günler dilerim.

6
Forum / Alpay- Fabrika Kızı
« Son İleti Gönderen: melih demirtaş 03 Mart 2019, 16:07:33 »
7
Forum / Amin (Amen) Nedir? Ne İçin Kullanırız?
« Son İleti Gönderen: melih demirtaş 01 Mart 2019, 00:09:31 »





Müslümanlar, duasını tamamladıktan sonra söyler bu kelimeyi… “Amin” kelimesi ağzından çıkarken elleriyle tüm yüzünü kapatarak ve alından çeneye doğru bir sıvama hareketiyle tamamlar dini ritüelini.
Hıristiyanlarda ise parmak uçlarıyla hac işaretini yaparak dua ritüelini bitirerek “Amen” kelimesi ağzından dökülür.
Peki, ne demektir birbirine bu kadar çok benzeyen, ve anlam olarak da ayni olabileceğini düşünebileceğimiz bu dört harfli kelime?
 Acaba ettiğimiz duanın bittiğini bildirmemiz mi gerekmektedir Allaha? Sadece “bitti” dersek de olur mu?
Bu kelime bir nevi bilgisayar kodlarındaki “Giriş” komutu gibi midir? Ve ya yazılmış bir e-maili göndermeye yarayan “Gönder” düğmesi görevi mi görür? Söylenmediği takdirde dualarımız isleme sokulmayacak mıdır?
 “Bitti” veyahut “amin” demezsek Tanrı (Allah) acaba fark edemeyebilir mi dua etme işlemimizin sonlandığını?
Kuran’da da “amin” kelimesi geçer mi?
Eski Mısır Tanrısı Amon-Ra’nın bu işle bir ilgisi olabilir mi?
Sorularımızı daha da fazla uzatmadan biraz tarihe gidelim isterseniz…
M.O. 14. YY’da Mısır Tanrı Firavunlarından Amenofis (diğer adıyla Amenhotep IV) ve karisi Nefertiti, monoteizmi (tek tanrıcılık) benimser ve yeri ve göğü yaratan tek Tanrının Aton  olduğunu kabul eder. Kendi ismini de Akhenaton (Aton’un hizmetkârı) olarak değiştirir. Tarihteki ilk tek tanrı inancını icad etmesiyle bilinse de ölümünden sonra Amon rahipleri tarafından izleri büyük ölçüde silinir. Amon rahipleri bununla da kalmaz, Akhenaten’in oğlu Tutankhaten (Aten’in yasayan görüntüsü) ismini de Tutankhamun (Amun’un yasayan görüntüsü) olarak değiştirirler. Resimde Akhenaten, karisi Nefertiti ve oğlu Tutankhamun ile tek Tanrı Aton’a ibadet ederken görülürler.
Acaba Akhenaton’un izleri silinmeye çalışılmasa, şu anda okunan dua sonlarında Amin yerine Atin diyebilir miydik?
Ahkenaton’un ölümü ile Amon rahipleri tarafından en büyük Tanrı yeniden Amon olarak kabul edilir ve çok tanrılı dine dönüş yapılır. Amon’un diğer tanrılardan en büyük farkı yoktan var olmuş olması ve diğer tanrılar gibi anne babasının olmamasıdır. Amun, tanrıların kralı olarak kabul edilmiştir ve tek tanrılı dine biraz da olsa vurguda bulunmuştur. Osiris ile birlikte en çok kayda sahip olduğumuz Mısırlıların tanrısıdır.
Bölgeyi gezen Yunan tarihçileri, Amun’un kendi tanrıları Zeus’un karşılığı olduğuna karar verirdiler
Amun önem kazandıkça diğer bölgelerin Tanrılarıyla da özdeşleştirilecek ve de  nihayetinde Amun’un aslında Ra’yı da temsil ettiğine karar verilecek, adı da Amun-Ra olarak bilinmeye başlanacaktır. Ra, güneşin görünen yüzünü temsil ederken Amun ise Güneşin gizemli yüzünü temsil edecek anlamına gelmektedir.
Zamanla Isis ve Osiris önem kazandıkça Amun’un popülaritesi azalacak fakat nihayetinde onların oğulları olan Horus’la özdeşleştirilerek yeniden eski önemini korumayı başaracaktır.
Mısır dışındaki bölgelerde de Amun’a benzeyen isimlerle tapınılacak  Amen adı ise ‘Amane’, ‘Arkamane’, ‘Ammonia’, ‘Ammonite’ gibi olan formlar alacaktır. Libya’da ‘Amun’, Yunan’da ‘Ammon’ olarak tapılacak ve uğruna tapınaklar yapılmıştır. Romalılar antik Libya’daki Jupiter Amun tapınağından topladıkları ‘Amonyum Klorid’e Amun’un tuzu” diyeceklerdir. Beynimizdeki hippocampus (hafıza bölümüne) (long term memory) bölgesine sekil olarak koçboynuzunu andırdığı ve Amun tanrısının sembollerine benzediğinden “cornu ammonis” denilmiştir
Amen kelimesi İbranicede İngilizce çevirisiyle “So be it” yani  “öyle olsun” anlamında kullanılır. Tabii orijinalini yukarıda anlatıldığı üzere, Mısır’da bir zamanlar yasamış bir toplumun (Yahudiler), en büyük Tanrı kabul edilmiş olan Amen’e ibadet alışkanlıklarından kurtulamama olmaları oldukça nettir. Yahudiliğin etkileşimiyle  ve Mısır inançları senteziyle doğmuş bir din olan Hıristiyanlıkta da pek tabii “Amen” kelimesi atlanmamış, duaların sonunda ifade edilecek şekilde muhafaza edilmiştir. Hem eski Ahitte olan  (Tevratlar), hem de İncil’de ‘Amen’ sözcükleri defalarca kez kullanılmıştır. İncil’de İsa’ya karşılık gelecek şekilde “Amen” sözcükleri geçer.
Müslümanlar Namazlarının içinde defalarca kez “Amin” kelimesini kullanırlar. Dualarının ardında ve de  aralarında mutlaka “Amin” derler. Ama Müslümanların bilmediği bir noktaysa, “Amin” kelimesi Kuran’da bir kez olsun bile geçmez ve Hz. Peygamberin “Amin” kelimesini kullandığına dair hiçbir hadis rivayet edilmez. Bir sonraki namazınızı kılarken okuduğunuz Fatiha suresinin sonunda uzun uzun “Amin” çekerken eski Mısır Tanrısı olan  Amon-Ra’ya seslendiğinizi unutmayınız.

8
Forum / evren
« Son İleti Gönderen: melih demirtaş 28 Şubat 2019, 13:49:30 »


Beyin mükemmel ötesi bir organdır düşünme, anlama, algılama, konuşma, duyma, tat alma, görme, hissetme, duyularını bu organda gerçekleştirir aslında duyu organlarımız elektrik sinyallerini beyne iletir burada yorumlanır. mesela görme duyumuzu ele alalım gözümüzde gördüğümüz bir resim gözden sinirler ile beynin küçük bölümüne iletilir burada küçücük yerde işlenerek karanlık yerde renkli pırıl pırıl dünyayı görürüz. aslında maddenin gerçek halini görmeyiz muhteşem bir şey evrimle açıklamak mümkün değil. bir tanrı yaratmışa benziyor evrim sadece teori . yani uzaylılar gelip de sizi biz yarattık dediğinde çökebilecek bir teori. Evren var olduysa öbür dünyada var olur bu evren tesadüf sonucu var olduğunu söyleyenlere o zaman öldükten sonraki dünyada tesadüfen var olur nasıl olur şöyle ki sonsuza yakın; süre geçtiğinde ikinci bir big bang ile oluşacak sonsuz ihtimaller doğrultusunda bizim kavramadığımız evren oluşur bu evrende benliklerimiz tesadüfen bu evrende bir bedene veya bir maddeye geçerek yeniden var olabiliriz. Bizim bu evrenimizde zaman var bir sayının bir trilyon tane sıfır olan sayısı kadar kadar yıl geçse bizim evremizdeki bir şey tetikleyebilir ve öbür dünya olabilir. ben buna sonsuza yakın sürede başka evreni veya öbür dünyayı yaratacak tesadüfler sonucunda diyorum . sadece ve zaman tesadüf gerekli öldükten sonra pat yeniden var oluşur ya peki bizim bu evrene ne olacak ya donacak genişlemeye devam edecek yada tekrar geriye doğru içine çökerek hiçliğe geri dönecek. evrenin patlaması da var evren genişleme sonucu yırtılabilir bu yüzden atomlar parçalanır evren yok olur. yüzyıllardır bir tanrı var mı yok mu tartışması var olup gelip gitti. eğer bir tanrı varsa bizi tekrar yaratabilir. eğer bir tanrı yoksa yine var olabiliriz bir tanrı olmadan var olabiliyorsak buda tesadüfle ile ise tekrar bu tesadüfle ölümden sonra tekrar var olabiliriz. bir tanrının var olması veya olmaması önemli değil yine ölünce yeniden var olacağıma yada olacağımıza inanıyorum belki simülasyon şeklinde var olacağız bilmiyorum ama kesinlik var olacağız. ateistler bilinç olmadan hiçbir şey olmadığını iddia ediyor peki evren nasıl olduğunu tam anlamıyla açıklamaları tatmin edici değil
9
Forum / James Webb uzay teleskobu 2020'de fırlatılacak
« Son İleti Gönderen: melih demirtaş 26 Şubat 2019, 19:26:59 »
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), gelecek nesil uzay teleskobu James Webb'i 2020'de fırlatacak.

NASAnın gelecek nesil uzay teleskobu 2020de fırlatılacak
NASA'dan yapılan açıklamada, teleskopta tamamlanması gereken görevlerle ilgili yürütülen bağımsız araştırma sonucu, daha önce 2019 olarak belirlenen fırlatma tarihinin Mayıs 2020'ye ertelediği belirtildi.NASA araştırmacılarından Thomas Zurbuchen telekonferansla yaptığı açıklamada, NASA'nın işin boyutunu tam kestiremediğini, bu kadar kompleks bir makine için kestirme yollar olmayacağını vurguladı.Kapsamlı testlerin misyonun başarıya ulaşmasını sağlamak için tek yol olduğuna dikkat çeken Zurbuchen, James Webb Uzay Teleskobu'nun montajı ve testi için daha fazla zamana ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

Teleskop hazırlanırken bazı yanlışlar yapıldığını, bunların işi daha da yavaşlattığını dile getiren Zurbuchen, "Kısacası, bunu uzaya gönderirken tek bir şansımız var, başarısızlık bir seçenek değil" dedi.

nasa1.png

 

m fırlatma tarihi belirlendiğinde NASA, teleskobun maliyeti için yeni bir tahmin yapacak. Projeye şu ana kadar 7,3 milyar dolar aktaran NASA, maliyetin ABD Kongresi'nin verdiği 8 milyar dolarlık ödeneği geçebileceğini belirtiyor.

 

 

Astronotların ziyaret ettiği Hubble Teleskobu'nun aksine, Dünya'dan 1,6 milyon kilometre uzakta, Güneş'in etrafındaki yörüngesinde dönecek James Webb Teleskobu ulaşılamaz bir bölgede olacak.


Hubble, 1990'da fırlatıldığında teleskoptaki aynalardan birinde çıkan sorun nedeniyle görüntüleri bulanık alıyordu. Astronotlar, Hubble'ı 1993'te tamir ederek bu sorunu gidermişti.

James Webb Teleskobu sahip olduğu teknolojiyle, evrenin yaklaşık 13,7 milyar yıl önce oluşumuna sebep olan "Big Bang"den (Büyük Patlama) 200 milyon yıl sonraki halini inceleyebilecek.
10
Forum / muhteşem müzik
« Son İleti Gönderen: melih demirtaş 24 Şubat 2019, 19:11:19 »
Sayfa: [1] 2 3 ... 10