Haberler:

www.canlitvizleyiniz.com

Aşk Yakınlaşma İster (Okunma sayısı 73 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

melih demirtaş

* 05 Mart 2019, 15:59:40


Merhaba değerli okurlarımız, bu makalemizde sizlere aşkın kimyası ve de gereksinimlerinden anlatmak istiyoruz. Aslında aşkı özlerken o içimizde ki çağlayan duyguları, gördüğümüz renkleri daha da bir renkli oluşunu, çektiğimiz nefesimizin daha bir içimize sindiğini hissetmeyi özlemiyor muyuz?  Gerçekten de yaşamı hissettiğimiz için seviyoruz aslında aşkı, biraz da cesaret edip ona yaklaşamıyoruz. Yaşanması anları teğet geçerek uzaklaşıyor. Alıştığımız sıradanlıktan, kontrolü yitirmekten korkmaktayız belki de…
Tabii ki kaçmak için de binlerce neden sıralamak mümkündür. Fakat bazen de ne yapsak kaçamıyoruz. Peki, o kadar insanlar arasından neden o kişiye çekiliyoruz? İki kişi arasında gerçekleşen etkileşimin asıl kaynağı nedir? Bu çekim nasıl oluyor? Mevsimin ve de hava sıcaklığının etkisi ne oranda etkili? Neden o kişiye çekiliyoruz mıknatıs gibi? Aslında bunlar gibi bir çok soruyu da bu şekilde sıralayabiliriz.
Aslında sanırım bu konu tamamen evrensel yasalarla açıklanabilir. Fakat konuya mutlaka bilimsel bir açıklama getirmek gerekir ise, uzmanlar aşkın bir kimyası ve simyası olduğundan söz ediyor. Yani bildiğiniz fizik- kimya- biyoloji! 2 insan karşılaşıyor, bu 2 insanın vücut kimyasında bazı değişimler gerçekleşiyor ve de sonuçta 2 insan birbirine çekiliyor. Karşılaşılan an itibariyle karar aşaması 85 saniye ile 5 dakika içinde gerçekleşiyor!
Aşk…
Üstelik yapılan araştırmalar gösteriyor ki etkinin yüzde 49’i vücut dilinizle, yüzde 39’u sesinizin tonuyla ve sadece yüzde 8’zi onunla konuşurken seçtiğiniz kelimelerle ilgilidir!
Aşıkların zamanının yüzde 85 ı aşık oldukları kişiyi düşünmekle geçiriyor. O sırada vücutta müthiş bir kimyasal değişim yaşanıyor. Dopamin, noradrenalin ve phenylethylamin hormonlarının vücutta daha çok salgılanmasıyla el içleri ısınıyor ya da terliyor, tansiyon ve de nabız yükselmektedir. Aşık olanların iştahının kesilmesinin, uykusuzluk çekmesinin, hiper aktif olmasının, konsantrasyon problemi yaşamasının sorunlarının sebebi aslında vücudun ürettiği ekstra hormonlardır!
Ancak tüm bu olan etkenlerin dışında çok önemli olan bir konu daha var: Tıpkı parmak izi gibi sadece aşık olduğumuz kişiye ait o benzersiz kokudur! Bern Üniversitesi’nden Claus Wedekind tarafından yapılan araştırmaya göre kişi karşı cinste, sadece o kadına ya da erkeğe ait olan DNA kokusunu ayırt ediyor, duyuyor, etkileniyor ve tarifsiz bir çekim hissediyor. Yani aşk için ilk kıvılcım bu şekilde etkilemiş oluyor. Böylece etkileşim içindeki çift, daha farkına bile varmadan, kokuları birbirine karışarak dans etmeye başlıyor…
Tanrı’nın insanlara tanıdığı en büyük güçlerden birisi diyebiliriz. Çünkü insanı belli başlı konularda yaydan fırlamış ok gibi hedefe doğru ilerletiyor. Hedefine sabitlenen insanlar (kişiler) güçlü bireylerdir. Ancak şunu söylemem gerekiyor. Birinden hoşlanıyorsanız aşk size daha yakındır. Sert Sedef katmanlı kabuklarınız dan kurtulmanızı ve bir miktar kendinizi dinlemenizi öneririz. Çünkü yakınlaşmadan aşk olmadığı gibi, aşk olmadan da yakınlaşma pek mümkün gibi görünmüyor. Tolerans şarttır. Bu gün ki yazımız bu kadar iyi günler dilerim.

Kayıtlı